The Hangover, 2009 yapımı.

Taze taze yenisi de çıkmışken ve “daha izlemedin mi sen onu?” sorularına maruz kalırken vaktin geldiğine karar verdim ve çılgınlar gibi(!) eğlenmek üzere oturdum başına.

100 dakika boyunca birkaç kez tebessüm ettim. O kadar… Beklentimi çok yüksek tuttum da o yüzden böyle bir sonuç almış değilim. Gerçekten… Neyin o kadar komik olması gerektiğini anlamadım ben. Fazlaca standart, çoğunlukla klişe, nadiren de sevimli bir filmdi. O sevimli anlarından tebessüm ettim işte. Kalanında sadece takip ettim.

Afişte görünmeyen Doug evlenecektir. Bekarlığa veda kutlaması için 4 arkadaş Vegas’a giderler. Hızlı bir gecenin ardından Doug’u kaybetmiş olarak uyanırlar. Gün ve gece boyunca onu arama çalışmalarını seyrederiz. (Komik olması gereken yerler buralardı sanıyorum.) Bir ara Mike Tyson’u gördüm ve güldüm, evet. Doug’u bulurlar, ilk bakmaları gereken yerde ve düğüne yetiştirirler son dakikada. Gelin de onu kabul eder ve evlenirler. Tek dişi olmayan dişçi arkadaşları da, kontrol manyağı, sevimsiz sevgilisini şutlar düğün esnasında. Alan’ın barmenlik sertifikası almak istediğini söylediği yerde güldüm.

Gerçekten… Standart bir filmdi bu ve ikincisi için istek duymuyorum artık. Onun yerine Superbad‘i yeniden izleyeceğim.

5/10.

Kategoriler: Diğer

8 yorum

Hayal Kahvem · 8 Haziran 2011 14:50 tarihinde

anladım.. ben bu filmi seyretmemeliyim:)

Bir Kadın · 8 Haziran 2011 14:55 tarihinde

Siz bilirsiniz. Imdb kullanıcıları 7,9 vermiş. Zevkinize hitap ediyordur belki. Hep diyorum, ben “kıl” bir izleyiciyim.

Hayal Kahvem · 8 Haziran 2011 14:59 tarihinde

yooo.. zaten ikilemdeydim seyretsem mi seyretmesem mi diye.. yazınızdan aldım tüyoyu.. gereksiz.. sağolun:)
lezzet filmleri izlediniz mi hiç bir kadın.. olağanüstü her biri.. tavsiye ederim..

Bir Kadın · 8 Haziran 2011 15:04 tarihinde

İyi öyleyse, iyi ediyorsunuz, gerçekten manasız ve eğlendirmeyen bir film. Yazıda da geçen Superbad’i tavsiye ederim ama. Tam eğlencelik. Bir lise komedisinin bu kadar eğlenceli olabileceğini tahmin edemezdim!

Lezzet filmleriyle kastınız “yemek” üzerine olanlar değil mi? Denk geldikçe izliyorum. Çok severek hem de.

Hayal Kahvem · 8 Haziran 2011 15:07 tarihinde

tamam.. superbad’a bakacağım.. evet.. yemek filmleri festivali düzenledim kendi kendime:) bu hafta hep bu tarz filmler seyrediyorum.. hepsi birbirinden şahane.. ilgilenirseniz yazmıştım hayal kahvem’e..

http://hayalkahvem.blogspot.com/2011/06/duyuru-degirmendere-yemek-film.html

Bir Kadın · 8 Haziran 2011 15:09 tarihinde

Teşekkür ederim, tabii ki ilgilenirim. Kurcalamıştım zaten. 🙂

Birkaç tane izlenmiş ama yazılmamış filmim var, onları da halledip sizinkilerden kopya çekeceğim.

Hayal Kahvem · 8 Haziran 2011 15:11 tarihinde

aaaa.. izlediklerinizi yazsanız keşke.. bayıla bayıla okurum.. sevgiler.

Bir Kadın · 8 Haziran 2011 15:13 tarihinde

Çok naziksiniz, teşekkür ederim, sırası geldikçe yazmaya çalışıyorum. Bazen tembellik ediyorum, yığılınca bir süre vazgeçiyorum. Arada kaynayabiliyorlar. Ama sizin listedekilerden izlediklerimi yazarım. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir