soul_kitchen_posterSoul Kitchen, 2009 yapımı. Aşka Ruhunu Kat adıyla sinemalarda gösteriliyor, ben kendi adıma bundan utanç duyuyorum, lütfen siz de duyun!

Tipik bir Fatih Akın filmi. Bol gürültü, bol karakter, hepsinin birbirinden karmaşık hayat hikayeleri, çözümsüz gibi görünen ama nedense hayatlarını mahvetmeyen sancıları, niye öyle problem edildiğini bir türlü anlamadığımız detaylar… Hepsiyle bolca soslanmış olarak karşımdaydı yine. O kakafoniyi seviyorum. Kusturica filmlerindeki gibi. Müzikle birleştiğinde daha da çok seviyorum hatta.

Filmde her şey vardı. Aşk, mutfak, aldatmak, müzik, seks, dans, kibir, fıtık, eğlence, hapishane, hastane, sigorta, valiz, havaalanı… Hiçbir hikaye de tam değildi. Evet, herkesin bir hikayesi var görüyoruz ama hiçbirini tamamlama gereği duymamışlar. Asıl adamımız aslında kim, mutfağa nasıl merak salmış, orayı nasıl o hale getirmiş, yemek pişirmeyi nereden öğrenmiş… Hani karakteri azıcık tanımamız için gereken hiçbir bilgi yok ortalıkta. Mantar gibi bir anda bitiveriyor. Bir de abisi var. Yani abisiymiş… Onlar özellikle belirtmese ben film boyunca hissetmezdim, o kadar karikatürize bir tip ki, abi rolünde oynadığını özellikle belirtmeleri gerekiyormuş. Hırsızmış, o yüzden hapisteymiş. Hııımm… Bilgi budur. Yetinin lütfen. Bir de restoranın garsonuna vuruluyor, garson da loft tarzı bir evde yaşıyor, bohem bohem. Asıl ilgisi resimmiş, gözlerini kocaman açtığı bir sahneden öğreniveriyoruz. Hani sanıyoruz ki bu bilgi bir işimize yarayacak, hayır, o da kakafoninin parçası sadece.

Fıtık var bir de… Evet, fıtık. Gülmedim mi? Çok güldüm ama komedi öğesi olarak sadece fıtığı kullanan bir Fatih Akın’ı yadırgadım.

Film mi? Mutlu sonla bitti. Ben severim mutlu sonları, hayalperestim zaten. Günlük hayat içinde yıkıldığım, ayağa zor kalktığım anlar da olsa hep tamdır inancım mutlu sonlara. Hayat, bunun alternatifleri üstüne düşünmek için yazık edilecek kadar kıymetsiz değil sanki. Evet, her şeyini kaybetmiş bir adam, yeniden ayaklanabilir, her şeyi yeniden kazanabilir. E dünyayı güzellik kurtarmayacak mıydı? Bir insanı sevmekle başlayacaktı her şey, bu fıtıkçı bile olsa…

Film mi? 6/10. Üzgünüm. Çok eğlendim, izleyip eğlensin herkes ama içinde “kitchen” geçen bir filmden daha fazla şey beklediğim için hayal kırıklığına uğradım.

Kategoriler: Diğer

2 yorum

YUSUF KAAN KIR · 24 Ocak 2016 11:43 tarihinde

Ben de filmi izlerken oldukça eğlendim ve belki de beklentimi düşük tuttuğum için benim puanım: 7 :))

Ayrıca her yönetmen ikinci bir şansı hak eder: Lovers on the Bridge (Köprü Üstü Aşıkları) 😉

    Selin Seçen · 24 Ocak 2016 12:00 tarihinde

    Les amants du Pont-Neuf… Uzun zaman önce izleyip sevmiştim, şimdi anımsadım. Bu yorum Holy Motors’un altında olacaktı, sanıyorum. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir