honda crf250l ile uzun yol crf250 benyazarsamolur4 Temmuz 2016’da İstanbul’dan iki motor yola çıktık ve 20 Temmuz akşamı yaklaşık 4300 km’lik yolculuktan sonra İspanya’nın kuzeyindeki Bilbao’ya vardık. Bu yolculukta bana 2013 model bir Honda CRF 250L eşlik etti ve ufaklık Bilbao’da gemiye binerek Amerika’ya doğru yola çıktı. Yola çıktığımızda 11.884 km’de idi ve ben (sanırım) 3. sahibi idim. Ufaklığı yola çıkarmadan önce ona taktığımız aksesuarları da yakın zamanda detaylı bir yazıyla paylaşacağım ama öncesinde bana 4000 küsur kilometrelik bu yolculukta eşlik eden motorumun artılarını, eksilerini yazmak istiyorum.

Ağırlık: CRF’nin ıslak ağırlığı 144 kg. Çantalarımla beraber 170 kiloyu buluyordur. Bu benim idare etmekte güçlük çekmediğim bir miktar. Hele de yükten dolayı iyice yere yaklaşan motorumu ağırlık nedeniyle hiç devirmedim, zaman zaman rampada bir ayağım yerden kesilse de dar dönüşlerde bile hiç problem yaşamadım.

Sele yüksekliği: CRF250’nin sele yüksekliği 875 mm. Piyasada alçaltma kitleri var ancak biz buna da para harcamadan bir yol bulduk ve arka amortisörü taşıyan çatalda ufak bir modifikasyon yaptık. Oradaki 1,5 cm kısaltma, motorumu 5 cm aşağıya indirdi. Boyum 1.63 cm ve şu anda CRF 825 mm, ayaklarım rahatlıkla yere değiyor, burnuyla filan basmıyorum. Bunu kendi boyunuza da uyarlayabilirsiniz. 🙂

Tucano Urbano Cool Fresh

Sele konforu: Sıklıkla CRF250’nin selesinin çok rahatsız bulunduğunu okuyorum. Haklısınız, rahatsız ancak büyütüldüğü kadar da ölümcül değil. 17 gün, 4300 km boyunca seleden dolayı sadece bir defa uyuşma hissettim, o da standart mola süremizi geçtiğimizdeydi. 250 cc, tek silindirli bir motoru aralıksız 3 saat sürmeyi anlamlı, mantıklı ve de konforlu bulmuyorum ben, bir yere yetişmeye çalışmıyorsanız elbette. Haricinde omurganızı gerçekten sevmiyorsunuz demektir, ben geçmişte omurgamdan ameliyat olduğum için kendisini çok seviyor ve 1 saatte bir mola veriyorum. 🙂 Yine de… Paylaşımlarda gördüğüm fakat çok fazla kullanıcı yorumuna ulaşamadığım sele minderini risk alarak satın aldım, deneyip memnun kalırsam yine yazarım. (Denedim ve yazdım da hatta.  🙂 )

Yakıt: CRF250’nin deposu 7,7 lt. Uzun yolda 165 km. civarında yakıt ışığım yanıyor ve ben maksimum 190’da benzin aldım; bana sorarsanız 220, hatta 230’a kadar yolu vardı. Deposunun uzun yol için elverişsiz olduğu söyleniyor en çok ama 200 kilometrede bir benzinlik olmayan az yer var dünyada, sırf o az yerden biri için ağırlığı arttırmak çok mantıklı gelmediğinden bana, depoyu büyütmedik. Onun yerine yedek benzin deposu var yanımızda ve Avrupa boyunca sadece bir kez, o da ben kamp alanından benzinliğe gitmeye üşendiğim için dolduruldu. 🙂 Benzin sarfiyatı için ortalama 2,8 lt/100 km diyebilirim. Tabii benim gibi sürerseniz… 🙂

Hız: Bilerek yakıtın hemen ardına ekledim zira internette çok uçuk rakamlar görüyorum. Dolu depoyla 130 km. gidildiğinden bahsedilmiş mesela, gayet konforsuz bir sürüş olmuştur diye tahmin ediyorum çünkü rüzgar belli hızların üstünde öyle çok sallıyor ki güvenlikten ödün vermeden o hızlarda uzun süre gitmek mümkün değil. Haliyle benim yakıt ortalamam otobanda 90-110 ve normal yollarda 70-100 bandında sürerseniz geçerli. Ben 130’u hiç görmedim, bu derece yüklü bir motorla kesinlikle görmem de.  Duke ile otobanda 140’a sabitleyip gidiyordum, o bile sersemletiyordu, CRF’yi hayal edemiyorum, 110’la tır sollarken bile önü yalpalıyor çünkü. (Bu motosikletin çıplak haliyle ilgili bir sorun değil, yüklü olduğu için yalpalıyor.)

Lastikler: Motorumun ikinci el olduğunu söylemiştim, üstünde de stok lastikleri vardı ve hala kullanılabilir durumda olduğu için değiştirmedik. Yağmurda ve nispeten kötü yollarda da sürdüm, hiçbir problem yaşamadım. Şimdi 16 binlerde ve Amerika’da değiştirmeyi planlıyoruz ama zorlasam 20 bini görür muhtemelen.

Honda CRF250L on cam crf 250

Honda CRF250L ön cam

Ön cam: CRF250’yi şehir içinde kullanacaksanız ön cam şart değil; ancak uzun yolda, hele de otobanda kullanacaksanız rüzgar bir süre sonra sersemletiyor insanı ve sürüş konforu ciddi miktarda düşüyor. Piyasada pek çok aksesuarı olmasına rağmen ön cam konusu biraz sıkıntılı, tek seçenek vardı, bize aşırı pahalı geldiği için alternatif arayışına girdik ve GP Kompozit’e ulaştık. Elinde Honda NC750 camı olduğunu ve CRF’ye de uygun olacağını söyleyince tuttuk Sultanbeyli’nin yolunu. Camı benim boyuma da uygun olacak şekilde biraz kısalttık ve bingo! “Kafa karenajı delinerek takılmış ama…” demeyecekseniz, kesinlikle denemelisiniz. Kafaya sabitlenmeseydi, rüzgarda ciddi tehlike yaratırdı ve yelkenli gibi salınırdı, ben o riski göze alamadım, sonuçtan da fazlasıyla memnunum.

Çanta demirleri: Arka çanta tablasını ön camı aldığımız GP Kompozit’ten, yan çanta demirlerini ise Aydın Kardeşler’den aldık. İkisini de Serkan monte etti, pek zor değildi diye hatırlıyorum ve iki demir de güven veriyor. Egzoza yakın olan yerdeki hiçbir şey zarar görmedi, demir yeterli mesafeyi sağlıyor. Demirleri taktığınız anda artçı ayaklığı iptal oluyor, tamamen kapanmasa bile açıp kapatmak oldukça zorlaşıyor. CRF250’nin artçı ile sürüş konforu facia olduğu için biz bu detayı pek umursamadık zaten. (Yamaha WR250’de artçı oluyorum da, kendi motorumda artçı olmuyorum!)

Honda CRF250L arka ve yan çantalar

Çantalar: Biz yola soft çantalarla çıkmayı tercih ettik. Şimdiye kadar pişman olmadım bu tercihten, basit bir kilit düzeneği ile de kısa süreli parklarda koruyoruz çantalarımızı kem gözlerden! Zaten çoğunlukla kamp yapmayı tercih ettiğimiz için de çok problem olmuyor. Yan çantalarım Motoplus‘tan. Toplamda 64 litrelik eşya sığıyor, ben eşyalarımı sadece birine sığdırdım bile. Su geçirmiyor, cırtları çok sağlam, başka bir şeye gerek kalmadan sadece onlara güvenerek monte edebilirsiniz selenin üstüne. Yan demirlere sabitlemek için de kayışlar çıkıyor içinden, onlar da kolayca bağlanabiliyor. İlk günlerde içinden bir şey almak için her şeyi altüst ediyordum ama artık alıştım, eşyalarımı bir miktar azalttıktan sonra her şey daha da rahat olacaktır. Arka çantam ise Yamaha’dan. MT serisi için üretilmiş, aynı çantadan SW-Motech’te de var ve muhteşem bir çanta, severek kullanıyorum, bir sürü gözü var, sırt çantasına da dönüşebiliyor üstelik.

crf250 gidon cantasi benyazarsamolur

Honda CRF250L Kappa gidon çantası

Gidonumda ise böyle bir çanta takılı. Telefonumu genellikle sabahları şarj ediyorum, haliyle koyacak yer arıyorum, cebimde kesinlikle taşımıyorum başına bir şey gelmesin diye. Gidon çantası böyle durumlarda kurtarıcı oluyor. İçinde ayrıca bozukluklar, kağıt ve ıslak mendil, minik bir şişe kolonya bile var.
Fermuarlarının ucuna küçük de bir kilit taktık, motorun başından kısa süreli ayrılacağımızda içini boşaltmıyorum bile. Yola çıktığımız günden beri de hiç sökmedim, fermuarını açık bırakıyoruz gece, kimse tenezzül edip de çantayı almadı henüz. 🙂

Titreşim: Geldik beni yol boyunca en çok zorlayan şeye. Gazda hız sabitleyici bir aparat olmasına ve daha önce iki yıl KTM Duke 390 kullanmama rağmen CRF250’nin titreşimi canıma okudu. Yolculuğun ilk günlerinde o aparata alışana kadar sağ elim bazen acıyacak kadar uyuştu. Çeşit çeşit tutma şekli denedim, bileğimi dümdüz yaptım, yine de bana mısın demedi! Özellikle dümdüz yollarda ve otobanda, minibüs şoförü edasıyla iki elimi de elciklerin üstünden sarkıtarak sürdüm. Karşıdan gelirken selam veren motorcuların selamını almak hiç zor olmadı o nedenle! 🙂 Ama yine de kalıcı bir çözüm bulamadım. Bir de bir arkadaşımın önerdiği gibi bileğimi sarmayı deneyeceğim, belki o biraz daha az etkilemesini sağlar. Yaşadığım diğer enteresan sorun ise ayak pegi ile ilgiliydi. Botları daha önce hiç denememek, ilk kez yola çıkınca giymek gibi bir lüzumsuzluk yaptığımı söylemiştim. Ayağımı pege koyduğum noktadan parmaklara giden sinirler geçiyormuş meğer ve titreşimle birleşince botun tabanının sertliği, ben o sinirlere zarar vermişim. Şimdi B12 vitamini kullanıyor ve ayağımdaki o kalıcı uyuşukluk hissinin geçmesini ümit ediyorum. (Bu da motosikletle ilgili bir problem değil, uzun yolculuğa denenmemiş ürünle çıkmamam lazımmış. Vitamin sorunu çözdü ama.)

-Sele alçaltma: Motorum benim boyum için fazlaca uzundu ve o haliyle ayaklarım yere değmiyordu. Bu nedenle alçaltmaya karar verdik ancak piyasada satılan alçaltma kitlerine bir türlü ulaşamadık. Yapanlardan biri bizi ha bugün, ha yarın diye yaklaşık 1 ay boyunca oyalayınca alternatif çözüm bulmak gerekti. Serkan ve Yamaha Kızıltoprak servisi Gökhan geçtiler motosikletin başına ve arka amortisörün bağlantı yerinde fotoğraftaki değişikliği yaptılar. O parçayı yaklaşık 1,5 cm altından tekrar deldiler. Bu CRF’nin yaklaşık 4-5 cm alçalmasını sağladı. Ön amortisörden de 2 cm indirildi ancak gidona değmeye başlayınca yeterli gelmemesine rağmen öylece kaldı. Şu anda CRF’den çok chopper motosikletlere benziyor diye pek çok insan dalga geçse de artık ayaklarım rahatça yere değiyor. Motoru alçaltınca doğal olarak ayaklığı uzun gelmeye başladı, onu da siyam kedisine çevirince işlem tamamlanmış oldu. 🙂

Ve diğerleri:
*Ben ayakta sürmekte hiç zorlanmıyorum, boyum ve değiştirdiğimiz gidonla ilgili sanırım ama boyunuz 1.80 civarı ise muhtemelen ayakta sürmek pek zevkli olmayacaktır.
*Aynalarımın görüş açısı çok iyi ve 100’ü geçtiğimde de çok az titreme oluyor görüntüde.
*Korumalı jean pantolonlar seleyi boyuyor, bilginiz olsun. 🙂
*Elcik ısıtıcı çok güzel bir şey. :))
*Ayaklığımı hala hiç sevmiyorum, motoru alçaltınca kestirmiştik, meğer uzun kalmış, yükleyince fazlaca dik durmaya başladı, Makedonya’da tekrar kestirdik, bu sefer de fazla olmuş. Engebeli alanlarda park etmeye çalışırken deli oluyorum! Çantalardan dolayı bacağımı atarak binemiyorum, pege basarak binmeye kalkıştığımda bazen üstüme devrilir mi acaba diye korkuyorum.
*Zincir temizlememek ve yağlamamak ne büyük rahatlıkmış, yaşasın Scottoiler, sağ ol Motoplus. 🙂
*Ufaklık hiç hararet yapmadı, başka hiçbir arızası da olmadı.
*Titreşim nedeniyle bazı vidaları gevşiyor, zaman zaman kontrol etmekte fayda var.
*Debriyaj ve ön frende boşluk oluşuyor, ara sıra sıkılamak lazım.
*Bizim çok güzel plakalıklarımız var, alttaki fotoğrafı büyütürseniz göreceksiniz. Yola çıkmadan hemen önce geziyi takip eden bir arkadaştan hediye geldi, ellerine sağlık, teşekkür ederim, plakamda kocaman Ben Yazarsam Olur yazıyor. 🙂 Dilerseniz siz de sipariş verebilirsiniz, harfler düşmüyor, kesin bilgi! 🙂

benyazarsamolur honda crf 250l crf 250

Amerika ve Güney Amerika boyunca ilerledikçe CRF’ye dair deneyimlerimi yine yazarım. 🙂

Yolculuğuma dair daha önce yazdıklarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Güney Amerika Seyahati Hazırlığı
Bekle bizi Avrupa! (1. Gün)
Ohrid, sen ne güzelsin! (4. Gün)
Karadağ’a yeniden gelmek üzere veda ettik. (6. Gün)
İlk haftanın ardından… (7. Gün)
Slovenya, Como Gölü… (12. Gün)
Hoşça kal Bilbao! (22. Gün)


57 yorum

Ökkeş söğüt · 5 Ağustos 2016 23:30 tarihinde

Seyahat etmek güzeldir ancak bir amacın olması gerekir. Seyahat eden her insan gezgin değildir ve olamaz da. Sadece boş vakitlerini ve tatillerini değerlendirmek için öylesine seyahat eden insanlar meyveli bir ağacın altında oturup da meyvesini göremeyene benzer. Gezmek,başlı başına bir meslek,kültür ve anlayış işidir.Sizlere kolay gelsin. Allahu Teala her türlü zorluklardan ve musibetlerden korusun dilerim. Selamlar.

Atila Güneş · 11 Ağustos 2016 20:30 tarihinde

Sele minderi konusunda yorumlarınızı öğrenebilir miyim?

    Selin Seçen · 11 Ağustos 2016 23:28 tarihinde

    Henüz kullanmadım, kullanınca yazacağım mutlaka.

      Murat Güzelkabaağaç · 21 Şubat 2017 21:40 tarihinde

      merhaba Selin Hanım yazınız çok bilgilendirici benim boyum da 1,64 almaya korkuyordum yazınızı okuyunca rahatladım teşekkürler

        Selin Seçen · 21 Şubat 2017 22:29 tarihinde

        Rahatça kullanabilirsiniz merak etmeyin, selesini indirmeden bile kullanırsınız tecrübeli bir şoförseniz.

      yalın · 8 Eylül 2017 17:01 tarihinde

      Sizlerin ve sizler gibi yüreği gönlü güzel insanların her daim yolları açık olsun 🙂 🙂 🙂 bilgilendirme yazınız içinse ayrıca teşekkürler.
      Kazasız sürüşler.

Semih demir · 12 Ağustos 2016 22:05 tarihinde

Bir sezon kullandım 2013 te sıfır almıştım. 20 km lik seyahatlerde bile elimi uyuşturuyordu titreşim. Sırf bu huyuna gıcık olup satmıştım

    Selin Seçen · 12 Ağustos 2016 23:17 tarihinde

    Evet, tatsız bir şey ama gaz sabitleyici sorunumu ciddi oranda azalttığından takılmıyorum ben artık.

      nevzat öcal · 5 Eylül 2017 14:03 tarihinde

      honda 250 raly çıktı titreşim bitti, benzinim bitecek yolda kalacağım yok artık ama sele problemi devam ediyor bayanlar için belki daha az rahatsız edici olabilir ama hala felaket kaplatmayı düşünüyorum:)

Hasan · 14 Ağustos 2016 00:21 tarihinde

Arkanda honda gibi sponsor varsa titreyerek bile çıkarsın

    Selin Seçen · 14 Ağustos 2016 00:42 tarihinde

    Honda sponsorumuz değil. Hatta bu yazı binlerce kişiye ulaştı, Honda’dan bir tane geri dönüş bile olmadı; kaldı ki sponsorluk… 🙂

Ayuda · 14 Ağustos 2016 01:57 tarihinde

Bir kaç crf’de egsozun sinyal ve plakalığı erittğini gördüm sizde varmı böyle bir sorun. Max molasız kaç km sürüyorsunuz.

    Selin Seçen · 14 Ağustos 2016 09:24 tarihinde

    Hayır, hatta çantalar var dibinde, onlarda da hiçbir problem yok.
    80 kilometreden fazla sürmüyoruz molasız.

muharrem · 18 Ağustos 2016 21:59 tarihinde

sele o kadar rahatsız ediyor ki 50 km de bir mola vermek zorunda kalıyordum.madem bu kadar uzun bir yol yaptınız neden seleden bahsetmiyorsunuz hiçmi rahatsız etmedi sizi hanımefendi.

    Selin Seçen · 18 Ağustos 2016 22:18 tarihinde

    Sele konforu diye kocaman bir başlık var, kaçırmış olabilir misiniz?

erdal · 5 Eylül 2016 20:07 tarihinde

Tebrik ederim herkesin harcı değil bu mesafede cross motoru kullanmak

    Selin Seçen · 5 Eylül 2016 20:12 tarihinde

    Teşekkür ederim ancak CRF cross sınıfında değil.

    Hasan Can · 11 Eylül 2016 05:40 tarihinde

    CRF dual sport olarak geçer.

Hasan Can · 11 Eylül 2016 05:38 tarihinde

Çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık baya bilgilendirici. Ben de bir CRF kullanıcısı olarak titreşime parmak basmak istiyorum. Dişli lastikte titreşim çok oluyor kesinlikle ama daha az dişli bir lastikle hiç sorun yaratmıyor. Ben %70 asfalt %30 arazi lastiği olan Pirelli Scorpion MT90 A/T taktırdım ve çok memnunum. Titreşim çok daha çekilir bi hal aldı, 2 3 saate kadar pek rahatsızlık vermiyor.

    Selin Seçen · 11 Eylül 2016 06:19 tarihinde

    Sağol Hasan Can, 2 aydır neredeyse her sabah uyandığımda gördüğüm ve sürdüğüm şey olduğu için CRF hakkında bayağı fikir sahibi oldum. 🙂

    Lastikleri 20 bin civarında değiştireceğim, hala bitmediler zaten. Ama değiştirdiğimde ben de daha az dişli bir lastik tercih edeceğim kesinlikle. Bu haline çoktan alıştım sayılır, yine de merak ediyorum daha konforlu nasıl olur acaba diye.

Ozan Aydar · 12 Eylül 2016 09:49 tarihinde

Vallaha iyi dayanmis o lastikler onca kilometre. ….islakta iyi dusmemissiniz cok şükür. ..tebrik ederim…..paylasimlarinizin devamini dilerim. ….

Efe Gezmişoğlu · 30 Eylül 2016 10:07 tarihinde

CRF 250L nin İngilizce kullanma kılavuzunda bakım aralığı 12.000 km olarak belirtilmiş ancak Türkçe kullanma kılavuzunda 2.000 km’de bir yağ değiştirilmesi gerektiği yazıyor. Bu bana Türk insanının zekasıyla alay etmek gibi geldi. Sizi nasıl bir bakım programı izliyorsunuz?

    Selin Seçen · 30 Eylül 2016 19:16 tarihinde

    Biz 6 binde bir yağını, 12 binde bir de yağ filtresini değiştiriyoruz. Serkan yıllardır uzun yol yaptığı için onun muhakemesine güveniyorum. 12 bin km oldu yola çıktığımızdan beri, herhangi bir sorun yaşamadık. Demek ki doğru yoldayız.

    12 bin ve 2 bin ise gerçekten zırvalık.

Semih · 11 Ekim 2016 22:40 tarihinde

Gezi yazınızı yeni okudum ve sizi yeni tanıdım. Yazınız ile birlikte ben de oraları gezdim. Aynı zamanda yazınız crf alacaklar için rehber niteliğinde olmuş. Size sormak istediğim, benim boyum da 168 cm ve sizden bir ricam olacak. sele alcaltma hakkında bana detaylı bilgi verebilir misiniz? Ben de ustama durumu anlatıp bu uygulamayı yapayım. Kaldı ki motorunuz çok hoşuma gitti aynı uygulamaların tamamını bende uygulayabilirim. iyi aksamlar

    Selin Seçen · 13 Ekim 2016 03:57 tarihinde

    Semih Bey, sele alçaltma için yazıyı güncelleyeceğim yakında. Yorum güncellemelerine abone olursanız detaylı bilgi ve fotoğraf görebilirsiniz.

Burak Çelikoba · 17 Ekim 2016 14:52 tarihinde

Merhaba,

bende merakla sele alçaltma yazınızı bekliyor ve rica ediyorum.

Selamlar ve iyi yolculuklar…

Ahmet · 5 Kasım 2016 00:16 tarihinde

Yedek benzin deponuzun markası nedir?

    Selin Seçen · 5 Kasım 2016 00:28 tarihinde

    Rotopax markası Ahmet Bey. Türkiye’de satılmıyor ama ürünün benzerini Aliexpress’te bulabilirsiniz. Kapasitesi 2 galon.

      nevzat öcal · 5 Eylül 2017 14:12 tarihinde

      Benzin deposunu arkadaşım değişti rahat etti bence hiç gerek yok tehlikeli bir artı depoyla dolaşmak ağırlıktada pek zararı yok depo dengeli olduğu için ama extra deponun düşme ,açılma kaza anında risk faktörü var…

Hakan · 16 Kasım 2016 18:17 tarihinde

Titreşim demişsiniz ama bende kullanıyorum titreşim hiç yok gibi birsey nasıl sizin motorda var bu kadar ha diyececeksinizki titreşim olayı göreceli sana çok gelir bana az ama 4 silindirli yamaha xj6 dan bu crf 250 ye geçtim benim daha iyi hissetmem gerekir demekki yok yada çok az ki etkilemiyor ama yolcu titreşim hissediyor ve rahatsız ediyor onu kabul ediyorum yakıt olarak olarak tek kişi tapa gaz 110-130 arası 3.5 lt şehir içi tek kişi 3.9 lt yakıyor defalarca ölçüm bu arada kilom 78kg

    Selin Seçen · 16 Kasım 2016 21:20 tarihinde

    Ben KTM Duke 390’dan geçtim CRF’ye, ikisi de tek silindir. CRF’nin orijinal lastikleri asfaltta kesinlikle konforlu değil, lastikleri değiştirince asıl şikayetimin o olduğunu anladım titreşimden ziyade. Şu anda sorun yok.

    Yakıta gelince kişiden kişiye fark etmesi gayet normal. Ben yüklü motor sürüyorum, defalarca ölçseniz de aynı çıkmaması gayet normal. 🙂

mustafa · 29 Kasım 2016 22:34 tarihinde

Selin hanım merhaba. yamaha çantanın modeli nedir acaba? araştırdım ama bulamadım.

    Selin Seçen · 30 Kasım 2016 04:11 tarihinde

    Mustafa Bey, Yamaha MT serisi için soft çanta diye ararsanız hem bu kuyruk çantasını, hem de soft yan çantaları bulabilirsiniz. Bir model adı varsa da ben bilmiyorum. İnternet satışlarında aradım ancak bulamadım, Yamaha bayilerinden ya da direkt Yamaha Motor Türkiye’den sorabilirsiniz.

feridun · 14 Aralık 2016 14:11 tarihinde

Onca motordan sonra okadar sevdimki CRF’yi sonunda asfalt motoruna çevirdim, sonuç harika. Süpermoto diye takılan 17 inçlik çelik jantları estetik bulmayıp öne 18×4.00 dot çember taktım 130 ve 120’lik lastikler amortisöre sürttü en nihayetinde taktığım 110’luk lastik geniş çemberden ötürü olduğundan iri gözüküyor ve yol tutuşu mükemmel oldu. Arkada 5.00 ve 5.50 dot’luk çemberler piyasada yok denecek kadar az ve yurt dışındada pahalı şimdilik 4.00 dot’la idare edeceğim herhalde.

    Selin Seçen · 14 Aralık 2016 16:44 tarihinde

    Elinize sağlık Feridun Bey. Ben sizinki kadar büyük bir aşk duymuyorum Ama uzun yolda gayet ekonomik, hafif ve bu nedenle ideal bir tercih. Şehiriçi kısa mesafelerde de selesinden şikayet edenler hariç pek çok insanı mutlu ediyor, biliyorum.

      feridun · 19 Aralık 2016 17:36 tarihinde

      Motorla olan ilişkimizi 80 km ile sınırlarsak elbette gerçek yüzünü saklar,bu limitlerde bir çinli ile uzun yol yapmak mümkün tercihlerimizi belirleyen ayrıntılarda çıtayı yükseklerde tutarsak CRF’yi yada diğer markaları kıyaslıyabilecek bir başlık altında bilgi paylaşımı yaparız diye düşünmüştüm..Teşekkürler.

        Selin Seçen · 19 Aralık 2016 18:16 tarihinde

        Motorla olan ilişkimizi 80 km ile sınırlamak ne demek bilemedim. Daha çok noktalama işaretine ihtiyaç duyuyorum sanırım. 🙂

          feridun · 20 Aralık 2016 15:06 tarihinde

          Hızımızı 80 km. ile sınırlamaktan, daha yüksek hızlarda ne türden sorunların yaşanabileceğini gözlemlemekten söz ediyorum.

          Selin Seçen · 20 Aralık 2016 22:01 tarihinde

          250 cc’lik motoru sürekli saatte 80 km hızla kullanan mı varmış? Hımm, garip tabii.

Hakan · 15 Aralık 2016 19:44 tarihinde

30 yaşında tekrar öğrenim hayatına dönmüş motosiklet sevdalısı bir makina mühendisliği öğrencisiyim Öğrenim süresince kampüs yolu ve şehir içinde Trabzonda sürekli motosiklet ve bisiklet kullanıyorum. Yazın ankaraya motorla gidiyorum geçtiğimiz dönemlerde trabzon ankara izmir bursa ankara trabzon 125 cc hero ile sonraki yaz trabzon ankara mersin niğde ankara 250cc hyosung ile yol aldım…sonra hyo arıza vs durumlar derken sinir etti sattım. Böyle bir kullanım ve ekstra olarak trabzon dağ yayla vs. gibi doğasında aktif kullanmak için enduro almaya karar verdim 2000-2005 bmw f650gs düşünüyordum ( yakıt ideal, güçlü,bakım aralığı geniş vs) ancak şehir içi kullanımda rahat olurmu ve arazide ağırlığı vs. zorlarmı derken yazınızı okudum kafam karıştı çık şimdi işin içinden çıkabilirsen

    Selin Seçen · 15 Aralık 2016 20:27 tarihinde

    Hakan Bey, CRF kullanması kolay, hafif, yormayan bir motosiklet. Biz yolda zaman zaman araziye giriyoruz, daha ağır bir motosiklet kullansam muhtemelen düşeceğim kadar kötü yerlerden geçtik, her seferinde daha çok sevdim motorumu. Selesinde ufak bir değişiklik yaparsanız konforunu da arttıracağınız bir CRF’den bayağı mutlu olursunuz bence. Bir şans verin, nasıl olsa güçlü ikinci eli.

Kaan güder · 31 Aralık 2016 17:01 tarihinde

Yazınızı okudum elinize sağlık. Çok konfor düşkünü değilsek olabilir. Denicem sym joymax verip crf alıcam. Eşiniz ve siz birde gökhan eren bana cesaret verdiniz 🙂 bende köyleri yaylaları gezicem. Allaha emanet olun

    Selin Seçen · 31 Aralık 2016 22:26 tarihinde

    Yayla gezmek için çok eğlenceli alet. Selesini daha konforlu hale getirirseniz bence çok memnun kalırsınız. Güle güle kullanın şimdiden.

Hubyar Açıkalın · 26 Şubat 2017 23:46 tarihinde

Yazıyı baştan sona okudum. Yorumları okurken bi baktım adınız Selin’miş. Fark etmemişim, erkektir diye okumuşum alışkanlık gereği.

Hiç motorum olmadı, başlangıç motoru olur mu bu? İkincisi tırtırlı lastik asfalt yolda tutunma sorunu yaşatmıyor mu? Motosiklete olan aşkım volkan gibidir, en sevdiğim tatlı kazan dibidir sözüne katılıyor musunuz? Bu üçünün cevabını rica ediyor, keyifli, kazasız sürüşler diliyorum. Syg.

    Selin Seçen · 27 Şubat 2017 10:15 tarihinde

    Başlangıç motoru olur, hem de çok yumuşak bir geçiş yaptırır. Freni ve debriyajı pamuk gibi, sele yüksekliği 1.70 ve üstü ideal, az yakıyor, kısa mesafelerde konforlu, frenleme mesafesini öğrendikten sonra güvenli, araziye girip asfalt için pratik yapmak da kadayıfın kaymağı.

    Üstünde gelen dişli lastik ile asfaltta yaklaşık 14 bin km sürdüm. Dalmaçya kıyılarının virajlarında dön baba döndüm, ABD’de çölde dümdüz yolda günlerce gittim. Yağmurlu günler hariç fazladan dikkat etmemi gerektirecek hiçbir şey yaşamadım.

    En sevdiğim tatlı kabak tatlısıdır; yakından patlayan volkan gördüm, o daha güzel, katılmıyorum.

ömer · 24 Mart 2017 17:10 tarihinde

Yazılarınızı okudum, seyahatlerinizi inceledim, zaten çok sevdiğim beğendiğim bir motordu fakat kafamı karıştıran ufak tefek bir sürü detay vardı hepsinin cevabını burada buldum ve gittim aldım. çok teşekkürler.

    Selin Seçen · 24 Mart 2017 20:46 tarihinde

    Öyleyse siz de güle güle ve güzel günlerde kullanın. 30 bin km oldu benim de, güncel bir yazı daha yazsam güzel olacak. 🙂

Hubyar Açıkalın · 8 Nisan 2017 23:39 tarihinde

Yukarıda paylaştığınız karlı dağlara doğru fotoğraf efsane olmuş. Yan çantalarla beraber hem heybetli görünmüş Crf, hem de olduğundan daha güzel. Fotoyu çeken açıyı çok iyi yakalamış tebriği hak ediyor.

    Selin Seçen · 9 Nisan 2017 17:46 tarihinde

    Hunharca eşya yüklemişiz gibi duruyor bu açıdan. 🙂
    Teşekkürler, Serkan sağ olsun, çok güzel fotoğraflarım var bu geziden.

Emre Çincaner · 15 Mayıs 2017 11:51 tarihinde

Merhabalar. Öncelikle yaptığınız şeyi takdir ediyorum benim hayallerimden birisini gerçekleştirmişsiniz.
Ben crf ve duke kullanmis birisi olarak ilk motor alan birinin gözünden yorumlarınızı merak ettim. Hangisi başlangıç için daha mantıklı olur ? Farklı tip motorlar olduklarının farkındayım ama tek bir motorum olabilir . Bu konuda en iyi muhakemes yapabilecek insanlardan biri olduğunuzu düşünüyorum.Teşekkürler.

    Selin Seçen · 15 Mayıs 2017 19:46 tarihinde

    Merhaba Emre,

    Motosikletten ne beklediğine göre değişiyor aslında bu sorunun cevabı. Hafif arazide hoplayıp zıplayayım, kısa-uzun mesafeli yolculuklar yapayım, hafif ve dayanıklı bir motorum olsun, yedek parçası ucuz olsun, mekaniği basit olsun, yerden yukarıda olayım, toz toprakta düşse de motora bir şey olmasın, az yaksın, ivmelenmesi idare eder düzeyde olsun, son hızıyla ilgilenmiyorum, gücü de aman aman önemli değil diyorsan CRF250L.

    Eğlenceli olsun, maliyet çok önemli değil, yedek parçası ve bakımları beni zorlamaz, ben eğlenmek istiyorum diyorsan; trafikte fare gibi burnunu soktuğu her delikten geçebilen bir motorum olsun, ağırlık/beygir oranını asfaltta sonuna kadar hissedeyim, naked motorun titreşim ve rüzgara açıklığı da beni etkilemez diyorsan Duke. 390’dan bahsediyorum ama tabii.

    Ben CRF’yi bu yolda sevdim, ideal bir motosiklet bence yaptığımız bu yolculuk için ama dönüşte yine naked istiyorum. Enduro, arazi, toz toprak bana göre değil, ben sevmiyorum. 🙂

oguz · 23 Şubat 2018 10:12 tarihinde

selam lastıklerı degıştircegınızı söylemişsiniz ve degiştirmiş olmalısınız degiştirdikten sonra titreşimde bir degişiklik oldumu veya nasıl bi farklilik hissettiniz?

    Selin Seçen · 23 Şubat 2018 13:59 tarihinde

    Merhaba Oğuz,

    Lastikleri 20 bin km sonra değiştirdim ve titreşim azaldı, sürüş daha konforlu hale geldi.

HAKAN GUPUR · 28 Nisan 2018 01:32 tarihinde

Merhaba, ben de ilk motorum olarak bu motoru almayı düşünüyorum ama ikinci el bakıyorum, bu motoru önerir misiniz? 192 boy 80 kg luk bir arkadaşınızım ve daha önce şehirde olmasada motosiklet deneyimim var, merak etmeyin. Bir de zaman zaman artçım olarak eşimi yanıma alma ihtimalim var, onun içinde bir fikir rica edeceğim. Teşekkürler…

    HAKAN GUPUR · 28 Nisan 2018 01:37 tarihinde

    Aslında aradıgım cevaplar arkadasların sorularında varmış, sadece artçı için destek alabilirim. Teşekkürler, kazasız belasız sürüşleriniz olsun…

      Selin Seçen · 28 Nisan 2018 19:11 tarihinde

      Merhaba Hakan Bey,
      Sizin için öneririm ancak eşinize yazık. 🙂 CRF’de seyahat boyunca zaman zaman artçı oldum, selesi WR’den daha konforlu olmasına rağmen artçı olmak için kesinlikle WR’yi tercih ederdim. Artçı pegleri çok yukarıda ve oturuş pozisyonu acayip rahatsız. Ayrıca artçı aldığınızda çanta da takacaksanız şaseden kırılma vakaları var, bilginiz olsun. Çanta almasanız da arkaya eşinizin yaslanması için mutlaka bir şey taktırmalısınız, yoksa rahatsız olur yolda. En mantıklısı bir bayide ikinizin birden üstüne oturması, bacakları rahat ediyorsa hanımefendinin, o zaman boy ve kilonuz için gayet uygun bir motor. İlk motor olmak için de…
      Güle güle, kazasız belasız günlerde sürün siz de.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir