Paris’te Satori, Jack Kerouac’ın kitabı. Ben Siren Yayınları’ndan çıkmış ilk baskısını (Mart 2016) okudum. Çeviri Zeynep Akkuş’a ait.

2017’de okuduğum için mutlu olduğum kitaplardan biri Kerouac’ınki idi. Deniz Benim Kardeşim, Bill’in iç sesi ve kırılma anları ile bir temmuz günü başlayıp diğer temmuzda biten kendi iç yolculuğumu hatırlattı bana. Bir hayatı terk edip bambaşka ve bilinmeyen bir rotaya yelken açmanın iç sancılarını, karın ağrılarını kitabı okurken damarlarımda hissettim. Yardımcı profesör William Everhart’ın bir gemicinin peşine takılıp bildiği hayatı, popüler deyişle “konfor alanı”nı geride bırakıp açık denizlere açılmaya karar verişinin huzurlu öyküsüydü Deniz Benim Kardeşim.

Kerouac’ın asıl kerameti Yolda‘ya giden yolda topladığım bonuslar aslında bu kitaplar, asıl golü atmadan önceki son hamlelerim. O nedenle Paris’te Satori ivmemi azaltacak biraz. Çünkü…

Sekreteri, daha önce de bahsettiğim gibi, etkileyici güzellikte, hatta açık sözlü olmak gerekirse çıtır çıtır yemelik bir Breton kadını; deniz yeşili gözleri, maviye çalan siyah saçları, hafifçe ayrık küçücük ön dişleri var ve dişçisi o ayrık ön dişlerini düzeltmeyi teklif edecek olsa, Paris, bu hain ve zampara Galyalının boğazına sarılmadan önce tutsak Helen’e son bir kez bakabilsin diye, dünyanın bütün erkeklerinin birleşmesi ve adamı Truva atının boynuna bağlaması gerekirdi herhalde. 

Kitapta soyadının izini sürmek için Paris’e gelen ve soyadından başka her şeyin izinden bir miktar koklayan, mütemadiyen içen, tren ve uçak kaçıran ve bunlardan da hikaye çıkarmaya çalışan, arka kapak yazısına göre yanıtların değil de soruların peşine düştüğü iddia edilen ama yanıtları zaten umursamayıp ne sorduğunu kendisi de unutan bir yazarın peşinde telef olma öyküsüdür bence bu. Yaşamı boyunca inşa ettiği kalede belki bir tuğla sadece diyen sunuş yazısıyla hemfikirim. Yeterince incelmemiş, yontulmamış ve kalenin kıyısında köşesinde kalması gereken bir tuğla. Kitap, yukarıda alıntıladığım paragraf benzeri hiçbir yere gitmeyen, sorduğunu ya da yanıtladığını söylediği hiçbir şeye bağlanmayan bölümlerden oluşuyor. O nedenle iyi ki sırada Yolda ve devam kitabı olan Big Sur var. Deniz Benim Kardeşim ile üstümde yarattığı etkiyi katlayarak artıracağını umduğum bir hikayenin henüz başında tökezlemeyeceğim!

Kerouac’ın da içinde bulunduğu “Beat Kuşağı da ne ola ki?” diyorsanız sizi şöyle alalım.

Goodreads yolculuğum için de bu bölüme not düşeyim:

1/52: Paris’te Satori/Jack Kerouac/Siren Yayınları

Kategoriler: Kitap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir