Never Let Me Go, 2010 yapımı.

Never Let Me Go; Kazuo Ishiguro’nun güzel kitabından uyarlama güzel, sakin ve bilimkurguya hiç benzemeyen bir bilimkurgu. Her ne kadar “drama ve romance” uygun görülmüş olsa da…

Kitapta çok daha uzun anlatılan bir Hailsham’la açılıyor film. “Özel” oldukları söylenen ve dışarı çıktıklarında onları tehlikeli şeylerin beklediği iddia edilerek beyinleri yıkanan ve başta neden özel olduklarını anlamadığımız çocuklar var. Kitapta öğretmenleri Lucy’nin konuşması bile çok sonralardaydı. O zaman öğreniyorduk aslında o çocukların asıllarından çoğaltılmış kopyalar olduklarını ve organ bağışı için zamanı gelince bir masaya yatacaklarını. Sanki ruhları hiç yokmuşçasına parçalanacaklarını ve bir gün o masada kalacaklarını. Filmde çabucak öğreniyoruz hikayenin aslını. Gizem duygusunu yitiren hikaye sırtını aşka yaslıyor. Kimin aşkına mı?

Oyunculuklar muhteşemdi çünkü oyuncu seçimleri harikaydı. Okurken kafamda çizdiğim resme mükemmel şekilde uyuyorlardı. Keira Knightley -ki kendisi Ruth rolündeydi, onun sevimsizliğini ve kıskançlığını yansıtmakta çok ama çok başarılıydı. (Ayrıca… Keira sen ne çirkin bir kadınsın! Zerre kadar hazzetmiyorum senden.) Ve tatlı Kathy, tatlı Carey Mulligan… Sessiz, sakin haliyle muhteşem bir Kathy olmuştu. Güzel yüzünü seyretmek filmin en zevkli şeyiydi. Ve oradan oraya savrulan Tommy. Üçünün arasında cereyan eden şeydi filmin dayanağı.

Kitabı okuyanların filmden daha çok zevk alacaklarını düşünüyorum. 7/10.

Kazuo Ishiguro’nun henüz sinemaya uyarlanmamış kitabı Gömülü Dev ile ilgimi yazımı linkten okuyabilirsiniz.

Kategoriler: Diğer

4 yorum

Leylak Dalı · 19 Mayıs 2011 20:22 tarihinde

Filmle ilgili söylediklerinize aynen katılıyorum, oyuncu seçimleri de dahil. Ben de kitabı okumuştum; garip ve acımasız gelmişti ama filmde üstüme çöken yoğun hüzün duygusu olmamıştı. Film ise beni dağıttı, gerçi o gün biraz hassas ve sıkkın bir günümdeydim o da etkiledi belki ama yine de aslına uygun buldum filmi. Güzeldi…
Sevgiler…

Kahretsinus · 1 Haziran 2011 21:10 tarihinde

Bilimkurgu gibi bilimkurgu değildi, katılıyorum. Temel konsept olarak “The Island” gibiydi bence. Kitabı okumamış olmamın da etkisi vardır belki de, ben o kadar derinlere inemedim. Oyuncularının etkisiyle de izlenebilr bir filmdi gerçekten..

Çiğdem Turhan · 8 Mart 2015 17:41 tarihinde

Yıllardır bu filmi izlemek istiyorum ama nedense bir türlü kısmet olmadı. Dün aklıma geldi ama bu sefer de filmin ismini unuttum. Şimdi blog yazılarını okurken karşıma pat diye çıkıverince, mutluluktan neye uğradığımı şaşırdım 🙂 Teşekkürler arkadasım. Zevklerimizin film konusunda da uyuşması beni çok mutlu etti…

    Selin Seçen · 8 Mart 2015 20:49 tarihinde

    İsabet olmuş öyleyse Çiğdem, hakikaten sevindim. Kitabını da tavsiye ederim, filminden çok daha başarılıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir