Le gamin au vélo, daha kolay telaffuz edilir haliyle The Kid with a Bike, 2011 yapımı.

Filmi dün akşam izledim, hala kızgınım! Çünkü aylardır aklıma geliyor, bir şeyler engelliyordu izlememi ama hiç unutmuyordum bu filmi izlemem gerektiğini. Afişi, okuduklarım, filmin getirdiği ses… Peki sonuç ne oldu?

Babasının onu terk etmiş olduğu gerçeğini kabul etmemekte ısrarcı Cyril’in hikayesi filmin ilk yarım saatinde bana A Brand New Life‘ı hatırlattı, ki o filmi çok sevmiş, çocuk oyuncusuna bayılmıştım. Cyril de aynı etkiyi yarattı. Baştaki o vahşi halinin hayal kırıklığıyla başedemediği için ortaya çıktığını öyle güzel hissettiriyordu ki bana.

Bisikletine binip onunla beraber gezdim. Gereğinden uzun süren hiçbir sahnede sıkılmadım, bir şey oldu olacak diye beklemedim. Filmin durağanlığına bile razıydım ama böyle bitmesi?! Bir adam düşünün; kolunu koparmak isteseniz, elinizle şöyle büküverseniz pat diye kopar mı sanki ağaç dalıymış gibi? Kopmaz. Bu filmin kolu öyle kopuyor işte, pat diye. Hakikaten sinirlendim. Tamam, duygusal bir bitiş beklemiyordum, açıklamalar beklemiyordum ama bu denli yavan ve sığ bir bitiş de filmin fazlaca abartıldığını düşündürttü bana.

Gerçekten hayal kırıklığı yaşıyorum. Puanı da sırf o çocuğun oyunculuğunu ve filmin havasını sevdiğim için böyle veriyorum. Filmin bütünü bunu hak etmiyor yoksa. 6/10.

Kategoriler: Diğer

2 yorum

Leylak Dalı · 30 Nisan 2012 15:20 tarihinde

Ahah, yine aynı şeyleri hissetmişiz, yoksa sen başka isimle yazan ben misin:))))

Bir Kadın · 30 Nisan 2012 15:49 tarihinde

Benzer bakış açısına sahip insanlar bulmak ne kadaaar zor değil mi? Arkadaş olalım mı? 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir