La délicatesse, 2011 yapımı.

Birbirini çok seven ve Audrey Tautou’nun kollarından ince bacakları hariç hiçbir problemleri olmayan çiftin erkeği bir kaza neticesinde ölüverir. Eşinin ölümüyle bizar  olan zavallı kızımız yeni bir aşka yelken açmak için 3 yıl bekler, sonra bir anda saçmasapan bir hareketle hayatında yeni bir dönemi başlatır.

Filmin konusu kısaca böyle. Çok ciddi inandırıcılık sorunları barındıran, ayrıntıdan yoksun bir senaryosu var. İlk çiftin birlikteliği o kadar mesnetsiz ki, kadının acısını hissedemedim bile. 2. ilişkiye yeterince yer açabilmek için, ilk hikaye güdük bırakılmış. Benim açımdan en büyük sıkıntı buydu filmle ilgili. 2.adamı niye seçtiğine hiç takılmadım. Mutluluk, herkesin olduğunu sandığı ideallerde yaşanmıyor çünkü her zaman.

Güzel müzikler, kedi yavrusu Audrey ve sakin bir film seyretmek isterseniz güzel tercih. Çok şey beklemeyin ama. 6/10.

Kategoriler: Diğer

2 yorum

Leylak Dalı · 24 Mayıs 2012 15:23 tarihinde

Boş vakit fazlalığından izledim bugün ben de yazdıklarına aynen katılıyorum. Esasen fazla birşey de beklemiyordum, hele senin yazıyı da okuyunca. Lakin ben de tükenmez bir Audrey Tautou hastalığı vardır, iyi-kötü her filmini görmeye çalışırım. Bu da o sebeple oldu, fazla da birşey vermedi. Yine de fazla en azından Audrey’in şirinliğine bakıp vakit geçirdim. Yalnız kıyafetlerinden, bilhassa o aptal triko buluzlerinden nefret ettim. Anneannesinin kıyafetini giydiği zaman bile daha şık olmuştu:))

Bir Kadın · 24 Mayıs 2012 15:28 tarihinde

Aynı mantıkla seyrediyorum, hiçbir cazibesi yoksa bile Audrey var diyerek.

Kıyafetleri korkunçtu, yazayım diyordum, unutmuşum. Hele işe başladığı gün giydiği göğüs bölgesinde mavi şerit olan triko… Peki o kadar ince bacaklara hangi kostümcü o etekleri, ayakkabıları giydirir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir