Insidious, 2010 yapımı.

İtiraf ediyorum, filmi izlememin öncelikli nedeni Patrick Wilson idi. Rose Byrne’ı ise Wicker Park’ta ilk izlediğimden beri gözümde kaybettiği sempatisini tekrar kazanabilecek mi acaba diye ısrarla izliyorum. Anne Hathaway bile başardı, o yapamadı. Bu filmde de niye oynadığını anlamak mümkün değil zaten.

3 çocuklu bir aile. Yakışıklı adam, güzel kadın. Adam öğretmen. (Öğretmen maaşıyla o evi satın mı aldı, kiraladı mı? Her iki şart altında da bu nasıl mümkün olabiliyor?) Kadının ne iş yaptığını ben algılayamadım. Şarkı besteliyordu bir ara piyanoda, sonra bebek telsizini dinlemeye başlayınca kariyeri erkenden sona erdi.

Büyük oğullarına bir haller oldu mutlu mesut yaşarlarken. Komada gibi de, değil gibi de. Doktorlar bile bilemedi. Sonradan anladık ki kötücül ruhlar musallat olmuş. Ruhu astral seyahatte(!) iken bedeni, dünyada kalınca, tırnaklarını bıçak bileme aletinde keskinleştiren kırmızı suratlı ve komik yaratıklar tarafından istila edilme tehlikesi başgöstermiş. Anladınız mı? Anlamadıysanız da seyretmeyin. Cin çıkarma seansı esnasında kadının taktığı maskeyi görüp kriz geçirebilirsiniz. Mars Attacks, can bulmuş gibi. Ciddi ciddi üstelik!

Karpuz filan yiyin, izlemeyin bu filmi. Patrick Wilson için bile izlenmez. 1/10.

Kategoriler: Diğer

4 yorum

Anonymous · 1 Temmuz 2011 19:04 tarihinde

İncir Reçeli’ni izlediniz mi? Ben bir arkadaşım anlata anlata bitiremediğinden bu akşam oturup nihayet izledim… Pek beğenmedim açıkçası… Kötü oyunculuk ve kopuk hikaye… Neyse… İzlerseniz ve yorumunuzu yazarsanız şayet memnun olurum… Hoşçakalınız…

Bir Kadın · 2 Temmuz 2011 07:45 tarihinde

İzlemedim. Çok seveni olan şeylere şüpheyle yaklaşıyorum, o filmin de çok parlak olduğunu düşünmüyorum. Listemde var, izleyip yazacağım.

Anonymous · 2 Temmuz 2011 17:51 tarihinde

Aynen ben de öyle.. Yani çok seveni olan şeylere ben de şüphe ile yaklaşıyorum.. Buna da aynı şüphe ile yaklaştım ve çoğu zaman olduğu gibi haklı çıktım. Ne yazık…

Herneyse, incir reçeli ile vaktinizi kaybetmeyin derim ben. Eminim izleyecek daha güzel şeyler vardır. Blogunuzu elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Beğeniyle izliyorum. Teşekkürler.

Aylin

Bir Kadın · 3 Temmuz 2011 18:59 tarihinde

Sağ olun Aylin Hanım, ben de olabildiğince sık yazmaya çalışıyorum. Güzel güzel filmlerde buluşmak dileğiyle. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir