Sinek Isırıklarının Müellifinin Cemil ve Nazlı’sı açıyor sahneyi. Bir telefonla… Hisar’dan Ahmet’tir arayan.

Çocukken menenjit geçirmiş galiba Ahmet, biraz safça. Ama bazen öyle laflar ediyor ki, saf değil de herkesle kendi dünyasında oynuyormuş gibi. Bir şizofreni vakası biliyorum, aynısını o da yapardı. Kendi dünyasını yaratırdı ama dışarıdan biri, o dünyaya, onun diliyle müdahale etmeye kalktığında inceden inceye dalga geçerdi. Hisar’dan Ahmet çok yerde onu çağrıştırdı bana.

Barış Bıçakçı ile de arkadaşmış Hüseyin Kıyar. Yazın dünyasına onunla girmişler hatta, bir şiir dergisi çıkararak. Ama sonra şiirden başka şeyler yazmaya da karar vermiş iyi ki, yoksa nasıl tanışırdım onun pırıl pırıl diliyle ve minimalist demenin az geleceği güzel kitabıyla. Yine de deli gönül isterdi ki; daha uzun ve daha çok yazsın. Ellerine sağlık diyeyim ben de.

Fondaki de benim evi mis gibi kokulara boğmuş kayısılı, cevizli kekim. Deli gibi kabardığı için çok mesudum. Kuru kayısıları sıcak suda bir süre kaynatıp yumuşattım, sonra da blenderla paraladım, kekin hamuruna yedirdim. Sonucu merakla bekliyorum. Ayrıca evet, kekleri özellikle tart kalıbında pişiriyorum. Sevmiyorum kek kalıplarını, tart kalıbı her zaman daha iyi sonuç veriyor.


4 yorum

coraline · 13 Aralık 2012 14:59 tarihinde

hemen okumalı o zaman…duymamıştım

Bir Kadın · 13 Aralık 2012 15:14 tarihinde

Minicik bir kitap zaten, umarım seversiniz.

Leylak Dalı · 13 Aralık 2012 15:33 tarihinde

Beğendiğine sevindim, ne de olsa ben önermiştim, üzülürdüm sonra 🙂

Bir Kadın · 13 Aralık 2012 15:37 tarihinde

🙂 Sinsi sinsi takipteyim zaten blogu. Bunu okusam ben de severim dediğim şeyleri alıp okuyorum hep blogunuzda gördükten sonra. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir