Crazy, Stupid, Love, 2011 yapımı.

Romantik komedinin belli kodları var biliyorsunuz. Çok yavan bir biçimde işlendiğinde uykumu getiriyor. Yakışıklı erkek, güzel kadın; bir türlü bir araya gelemiyorlar, ikisinden birinin egosu ya da bazı sıkıntılar nedeniyle. Filmin sonuna doğru anlıyorlar ki gerçek aşk tam da oradaymış, koşa koşa birbirlerini buluyorlar. Tren istasyonu olsun, havaalanı olsun, hem de ne koşturmaca! Açıkçası 15 dakika bile dayanamıyorum ben bu kurguya. E ne işim vardı öyleyse benim Crazy, Stupid, Love’da? Şans işte!

Filmin açılışına bayıldım. Lüks bir restoranda (restorant diye bir şey yok, biliyorsunuz değil mi?) ayakkabılara odaklanmış bir kamera. Gayet şık kadın ve erkek ayakkabılarından sonra-yanlış hatırlamıyorsam- bir adet New Balance görüyoruz. Üstelik de kumaş pantolonun altında! Yukarı çıkıyor kamera. Yemek yiyen çiftin kadını fena halde yaşlanmış Julianne Moore, erkeği ise Steve Carell(soyadı karel olarak okunuyormuş. Ya…)

O kadın, o adamla nasıl becerdi ise tam 25 yıldır evliymiş meğer. Kadın boşanmak istediğini açıklayınca, adam enteresan bir tepki veriyor. İşte orada anlıyorum standart bir film olmayacağını.

Sonrası “like photoshopped” Ryan Gosling’in sahneye çıkışı ve olaylar. Uzunca bir süre Emma Stone’un olaya nereden ve nasıl bağlanacağını merak ediyorsunuz. En güzel yerden bağlanarak merakımızı tatmin ediyor sağolsun.

Çok güldüğüm sahneler konusunda bir ortaklık olduğuna, olacağına eminim. Bahçe sahnesi… Hani herkesin birbirine girdiği ve kabağın David Lindhagen’ın başına patladığı an. Ve Steve jobs diyaloğu. “Sen Steve Jobs mısın? Hani Apple’ın mucidi, milyoner olan? Değilsin, New Balance sneakers giymeye hiçbir şekilde hakkın yok öyleyse!” Ayrıca “you are better than Gap” de en çok güldüğüm yerlerdendi.

Filmi, muhteşem giyinen erkekler geçidi şeklinde de izleyebilirsiniz. Ryan Gosling’in tarzı bana çok uymasa da şıktı. Asıl Steve Carell’ın giydiklerine bittim! Ah o ceketleri, gömlekleri, süveterleri… Ya o omzu apoletli montu! Muhteşemdi.

Filmle ilgili tek şikayetim sonuna dair. Bu kadar klişe olmak zorunda mıydı yani? Çok güldüm, çok eğlendim, sonunda bu bana reva mıydı? Klişe bir “seni çok seviyorum” konuşması, kadının adam karşısında yumuşaması vs. Bir kere de bırakın herkes yoluna gitsin, topluluk önünde yapılan itiraflarla kimse eski hayatına çakılıp kalmasın. Çok bunaltıcı işte bu. Sırf bu yüzden puan kırıyorum. Ama siz yine de, hala gösterimdeyken, mutlaka sinemada izleyin ve eğlenin. 7/10.

Kategoriler: Diğer

4 yorum

mustafa · 20 Ekim 2011 22:31 tarihinde

ben cok eglendim..gosling fena ya bu arada

B.G. · 21 Ekim 2011 18:05 tarihinde

Ben de geçen gece izledim. Beni filme çeken oyuncu kadrosuydu. Steve Carell, Ryan Gosling, Julianne Moore. Hepsi severek takip ettiğim isimler.

Valla film hakkında ne denmesi gerekiyorsa denmiş. Eğlenceli, finali haricinde klişelere çok sığınmayan, başarılı bir yapım. Dediğin gibi finali de klişeden kaçabilseymiş daha güzel olurmuş.

Buarada blogunu keşfetmemi sağladığın için sağol. Üslubunu sevdim. Takipte olacağım. Sevgiler…

Bir Kadın · 21 Ekim 2011 20:07 tarihinde

Açıkçası beni filme çeken Gençturkcell idi. 🙂 Ama iyi ki öyle olmuş, bu tarz filmlere içim bayıldığı için gitmiyordum, ama bu raslantı beni fazlasıyla eğlendirdi.

İltifatınız için de teşekkür ederim, ben Sinemahşer’i uzun zamandır takip ediyorum zaten. 🙂

Bir Kadın · 21 Ekim 2011 20:08 tarihinde

Ve evet, Gosling fenaymış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir