Eski evimden son hatıram :)

Ben taşındım!

Merhaba komşular! 🙂 Eylül 2008’de Ankara’dan İstanbul’a taşındığımda önce yeni ev, iş güçle uğraştım; ardından kendime İstanbul’da bir çevre edinmeye çalıştım. Ancak Odtü ve Ankara’daki (hem şehrin, hem üniversitenin o zamanlarki versiyonundan bahsediyorum elbette, şimdi halleri nicedir bilmem) standart donanımda gelen entelektüel birikim düzeyini ve o düzeydeki insanları hızlıca bulamayınca, Devamı…

Pub Story

“Geçen hafta çok eğlenceli bir etkinliğe dahil oldum ben.” İnternette, Pub Story nedir diye aradığınızda bu yuvarlak cümlelerden başka bir şey bulmanız pek mümkün değil. Tamam, yine de merak ettiriyor içeriği ama ne ile karşılaşacağımı bilerek de gitsem aldığım zevk bir gram eksilmezmiş! Facebook reklamları ile haberdar oldum kendilerinden. Kendimi Devamı…

Freecycle, Atmaver ve benzerleri üzerine… Sakın verme, sende kalsın!

Aşağıdaki yazıyı Freecycle başlığı altında 27 Ocak 2015’te yazmıştım ve blogun en çok görüntülenen yazılarından biri olmuştu. Yaşadığım yeni tecrübe, yazdığım şeyin aksi niteliğinde olduğu için güncellemeyi gerekli gördüm. Bu yazı bu tarz gruplarda bedelsiz verdiğiniz ürünleri başka platformlarda satılırken görebileceğiniz ve grup yöneticilerinin o satıcıları gruptan uzaklaştırmaya tenezzül bile Devamı…

Şubat 2016’da ne izliyorum/izledim?

Inside Out: 2015 yapımı. Çok eğlenceli bir animasyon. Uzun zamandır animasyon izlemiyordum, açılışı güzel bir örneğiyle yaptığım için mutluyum. Tam olarak hangi yaş grubuna hitap ettiğini kestiremiyorum ancak önce siz izlerseniz çocuğunuza izlettiğinizde etkileneceği, bir şeyler öğreneceği ve mutlu olacağı bir sinema deneyimi yaşatabileceğinizi (bir gün bunu cümle içinde kullanacağımı Devamı…

Ocak 2016’da ne izliyorum/izledim?

The Walk: 2015 yapımı. Kendi de pek “petit” olan Philippe Petit 1974’te İkiz Kuleler henüz inşa aşamasındayken iki kule arasına bir tel gerer ve üstünde dakikalarca yürür, yürüdüğü yetmezmiş gibi tele yatıp gökyüzünü seyreder. The Walk; Philippe’nin o güne gelene kadarki ruh halini, azmini, hayallerinin ne kadar güçlü olduğunu ve Devamı…

Chie Mihara-2 / Ayakkabı aşkına!

Sonda söyleyeceğini başta söyleyen insan:Uzun süredir ayakkabı ve ilgimi çeken diğer konular hakkında yazmıyorum, ancak mütemadiyen okuyup kitap yorumladığımda yorulduğumu hissediyordum ve blogumun bu halini daha çok sevdiğime kanaat getirdim. Artık kitap yorumları arasına karışmış tüketim nesnelerine daha sık rastlayacaksınız. İlginizi çekmiyorsa üst sekmeden “Kitap”a tıklarsanız hepsinden kurtulabilirsiniz! 🙂  Tam Devamı…

Haziran 2015’te ne izliyorum/izledim?

Unutursam Fısılda: 2014 yapımı, Çağan Irmak filmi. Farah Zeynep Abdullah’ı seviyorum, Hülya Koçyiğit gibi yan basarak koşmasa çok da güzel ve ışıklı bir kadın, ancak Bi Küçük Eylül Meselesi filmindeki kadar vahim olmasa da oyunculuğunu abartılı ve yapay buluyorum. Ancak Unutursam Fısılda’yı onun için değil, Hümeyra ve Işıl Yücesoy için Devamı…

Mayıs 2015’te ne izliyorum/izledim?

Still Alice: 2014 yapımı. Bu sene Julianne Moore’a Oscar kazandıran film. Başrolde aslında Alzheimer hastalığı var. Sevdiğiniz, hayran olduğunuz insanların her geçen gün nasıl da içi boş bir kutuya dönüştüklerini izleyip acı çektiğiniz ve durdurmaya hiçbir şeyin gücünün yetmediği kötü huylu hastalıklardan. İyi huylu hastalık yok, biliyorum, ama Alice diyor Devamı…

Nisan 2015’te ne izliyorum/izledim?

Big Eyes: Tim Burton filmi. Birkaç aydır afişlerini görüp merak ediyordum, tablodaki kızın kocaman gözleri ile kendi aramda bir bağ kurmuş olabilirim, sonunda izledim ve … Ne Amy Adams ışıltısı, ne Christoph Waltz etkileyiciliği kalmış ortada. Orta halli oyuncular oynasa sonuç daha etkileyici mi olurdu acaba?.. Bu haliyle son derece Devamı…

Mart 2015’te ne izliyorum/izledim?

Relatos Salvajes: Öfke konusunda sorunları olan insanların hikayelerinden oluşan bu filmi kahkahalar atarak izledim. (Sinemada izlemek de çok zevkli olabilirmiş, gösterime gireli bir  hafta oldu.) Arabalı manyaklar, dinamitçi abi ve çatlak gelin favorilerim. Müzik kullanımını ise çok eğlenceli buldum. Vahşi Hikayeler olarak çevirebilecekken “Asabiyim Ben” ismini layık gören zihniyeti ise kınamadan Devamı…