photo (11)Av Dönüşleri, Faruk Duman’ın kitabı.

Kapak resmi de Faruk Duman’a aitmiş, enteresan değil mi? Daha önce karşılaştıysam bile, kitapların bütün sayfalarını didik didik okuma merakıma rağmen gözden kaçırmışım. İlk defa kapak resmi olarak kendi eserini kullanan bir yazara denk geliyorum. Can Yayınları’nın maskota dönüşmüş tuhaf kapak tasarımlarından nefret ettiğim için de, bu eski basım kitaplarında böyle bir güzelliğe rastlamak hoşuma gitti. Eski demişken… İlk baskı 1999, 2. baskı 2008. Ne kadar üzücü değil mi? 2000’de Sait Faik Hikaye Armağanı’nı almış bir yazarın kitabı tam 9 yıl sonra ancak yeniden basılabiliyor.

6 öykü var kitapta. İlkini, Pancar Vagonları’nı çok sevdim. Öykü diyince Yaşar Kemal, Orhan Kemal geliyor aklıma; daha sıradan ve sade şeyleri seviyorum. Sadenin ve sıradanın içindeyken hayata daha yakınmış gibi hissediyorum öykülerde, romanda hayattan kopmayı sevmemin aksine. Özellikle Yengecin Günlüğü ve Av Dönüşleri isimli öykülerde ise takip etmekte zorlandım kısa kısa yüklemsiz cümleleri, yoruldum.

Şunu düşünmüştüm, dönmeme olasılığı nasıl da farklılaştırıyor insanı, sevinmiştim…

Bu hissi biliyorum, hikaye tam burada yakaladı beni, keşke ama keşke devamı olsaydı.

Kendimi haksız bulduğum olurdu arada. Sinirlendiğim. O zaman onun saçlarına dokunurdum usulca. Ne düşündüğünü anlamaya çalışırdım. Böyle anlarda konuşamamak ne acı. Hele bunu söyleyememek. Kendini suçladığında, haksız bulduğunda.

Satırların bir erkeğin kaleminden çıktığı nasıl da belli, nasıl da evrensel bir durumu anlatmış.

Üzülmüyorum da. Eskiden, onu karşımda bulurdum. Üzüldüğüme işaretti bu. Sorumluluk duyduğuma, rahatsız olduğuma. Nasıl telaşla büzülürdüm. Sorguya çekilen biri gibi. Suçlu olduğumu sanırdım. Oysa açıktı, suç varsa, belirsiz bir şeydi. Seven nasıl haklı olabilir?

Çok ince tespitler var öykülerin aralarına serpiştirilmiş, içim cız etti bazılarını okurken, devamı gelecek sırf bu nedenle Faruk Duman kitaplarının.

Kategoriler: Kitap

3 yorum

Anil Altin · 31 Ekim 2014 15:13 tarihinde

Kendisine özgü, çok özel ve yer yer zorlu bir dili var Faruk Duman’ın. Daha çok okudukça özgünlüğünü ve derinliğini fark etmemek imkânsızlaşıyor. Hele ki onunla benzer coğrafyaları dolaşıp, aynı havaları teneffüs ettiyseniz, sizi bir daha bırakmayacak şekilde yakalıyor, saklıyor.

Av Dönüşleri kitabıyla tanıştım onunla. Bilinçli bir seçimdi benimkisi. Ve Av Dönüşleri öyküsü, bugüne kadar okuduğum en özel öykülerden biri oldu. Yine de alıntıları Atlar Sabırsızı öyküsünden yapmak isterim:

“Her koşunun gizli bir isteği var. Bunu biz bilemeyiz, kendi isteklerimizi de bilemeyiz. Her koşu yalnızca kendi isteğinden de oluşmuyor çünkü; papatyaların isteği var, ezilme korkusu, yoncaların ve uzakların. Ağaçlardaki hışırtıların. Köstebeklerin. Toprağın zangır zangır titremesi, ufkun alçalıp… yükselmesi… alçalıp… Mısır tarlalarının, hırsızlıkların ve şurası kesin. Kendisine alışmış her şey nasıl çılgınca şaşırıyor. Değişikliğin çılgınlığı.”

“… ve her koşunun gizli bir isteği var. Bunu biz bilemeyiz. Bizim isteğimiz, hiç değilse, uzağı, ufku net, belirli bir çizginin üzerinde görmektir. Koşunun isteği ise farklıdır: toprağın zangır zangır titremesi, ufkun alçalıp… yükselmesi.”

Selin Seçen · 31 Ekim 2014 15:52 tarihinde

Faruk Duman’ın kaleminden ben de etkilendim. Zorlanınca daha çok etkilendim üstelik, hırslandım çünkü. Tek okumada anlaşılmayan metinlere deli oluyor ve dibine kadar dalmak istiyorum. Bende bu hissi yaratabilen yazarlara ise bayılıyorum.

Anil Altin · 31 Ekim 2014 21:23 tarihinde

Hırs, anlaşılabilir bir şey. 🙂 Zorlu metinlerde yolunu bulmak için çabalamalı zaten insan.

Hatta Faruk Duman bazen sadece malzemeleri veriyor ve “Ey okuyucu, binayı sen inşa edeceksin.” diyor. Yahut “Burada bir gizem var, bunu çözmesi gereken sensin.” diye fısıldıyor. Böyle durumlarda bizi öncelikle metinle ama aynı zamanda kendi kendimizle baş başa bırakıyor.

Geç bulduğum ama sıkı sarıldığım bir yazar Faruk Duman. Kıymeti az bilinenlerden…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir