A’m’ak-ı Hayal’i, ki biz kendisine kısaca kitap diyeceğiz bu metinde, okudum sonunda. Kitabı elime almadan önce Palahniuk‘un Tekinsiz‘ini ve Tom Robbins‘in Geriye Uçan Yaban Ördekleri‘ni bir köşeye bıraktığım düşünülürse beklentimin ne derecede olduğu anlaşılabilir.

Tekinsiz‘i bir kenara koydum zira içim şişti. Birbirine bağlanmayan onca öyküyü okuyup hala kitabı yarılayamadığımı görmek, zıvanadan çıkan insan topluluğu vs bana çok gürültücü geldi. Palahniuk’un bu denli yapay bir kitabına ilk defa rastlıyorum. Yeniden denerim belki.

Geriye Uçan Yaban Ördekleri ile ilgili olumsuz bir şey söylememi beklemiyorsunuz, değil mi? Daha neler! Canım, deneme okumak istemedi sadece, kesinlikle çok eğlenceli ve doyurucuydu Tom Robbins’ten beklenildiği üzere ancak ben derli toplu bir şey okumak istiyordum.

Kitap ve sinema için her önüme gelenin tavsiyelerini dinlemem mümkün değil, tabii ki. Cezmi Ersöz okuyan kendine okur diyor, Recep İvedik izleyen kendini sinema seyircisi zannediyor. Hal böyleyken tavsiye üzere okuduğum bir kitapta hayal kırıklığına uğramam çok da şaşırtıcı olmamış değil mi?

Benim açımdan gayet güzel bir görsel çerez olanInception‘ı izledikten sonra birileri yine dürttü beni, “rüya içinde rüya, oku şu kitabı artık” diyerek.

Okudum. Başım göğe ermedi ve hayır, aydınlığa da çıkmadım. Boş bir kafaya sahip olmadığım için belki de, yıllardır düşünüyorum zaten. Biz kimiz, nereye gidiyoruz, mutluluk ne, yaratıcı kim, amaç ne… İnsanların zalimliği, bencilliği, hırsları üzerine de düşünüyorum. İç sesimi dinlemek dururken, başkalarını dinlediğimde başıma neler geldiğine bakıp kendimce dersler çıkarıyorum. Şartlar böyleyken bu kitap ve çok sade, yer yer basit dili bana yeni hiçbir şey katmadı ne yazık ki. Kurgusunun içine sokuşturulan “uyku”lar ve rüyalar da soğumama neden oldu. 1800’lerde yazıldığını düşünüp de değerlendirmek gerekiyordur belki. Bu çabayı da lüzumsuz buluyorum aslında, 1800’lerde yazılmış neler var, oturup onları bir okusaydı bari Filibeli.

Kitapla aydınlanan insanlara bakmak lazımdır belki de. Onu esgeçmiş olabilirim. Benim düşünmekten kılcal damarlarım patlarken, onlar sadece “yaşıyor”lar. Sonra da “bir kitap okudum, hayatım değişti” yapıyorlar. Güzel yöntem aslında.

Kategoriler: Kitap

6 yorum

Anonymous · 22 Ekim 2010 23:07 tarihinde

O kadar güzel yazıyorsun ki… uğramadan geçemiyorum… özellikle ne seyrettiğin ve ne okuduğun… da ne hissettiğin… beni ilgilendiren kısımlar… o aptal Pucca’yı onbinler izliyorsa senin yüzbinlerin olmalıydı… olur da herhalde…

cumhuriyet bayramın kutlu olsun…

Bir Kadın · 22 Ekim 2010 23:26 tarihinde

Nazik iltifatlarınız ve dileğiniz için teşekkür ederim.

Size de, bando pratiğinin kafa şişrmediği, kutlu bayramlar dilerim.

Anonymous · 26 Ekim 2010 14:39 tarihinde

http://plixi.com/p/52993368

Bir Kadın · 26 Ekim 2010 14:46 tarihinde

Şebnem Bozoklu’nın yeni dövmesinin fotoğrafıyla Filibeli Ahmed’in alakası neydi? Dırırınının

Anonymous · 31 Ekim 2010 09:02 tarihinde

Ayakkabılar içindi, dövme için değil

Bir Kadın · 31 Ekim 2010 10:04 tarihinde

Irregular Choice galiba ya da kendi boyamış.
Ayakkabı postlarından birine bırakmadığınız için yorumu bağlantı kuramamışım demek ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir